Aslında otellerdeki yangın sezonu(!) Bolu Kartalkaya’daki facia ile başladı. O faciada 36’ sı çocuk 78 vatandaşımızı kaybettik. O yangının hemen ardından otellerin denetimleri tartışılmaya başlandı. Otellerin denetimlerinden sorumlu kurumlar vesaire derken işin ciddiyetinin farkına vardık mı bilmem ama ardından geçtiğimiz günlerde Uludağ’da çıkan otel yangınında ne yazık ki 3 canımızı daha kaybettik… Bu kadar mı derken, dün sabahın erken saatlerinde telefonum çaldı. Arayan büyük oğlumdu. Uzun bayram tatilini değerlendirmek için bayramın ikinci günü yola çıkmışlardı. “Baba bizim kaldığımız otelde yangın çıktı. Çok şükür bizde bir şey yok. Telaş etmeyin, haberlerde falan böyle bir şeye rastlarsanız panik yapmayın diye arıyorum” deyip kapattı. Şokta idim… Telefonu tekrar aradım. ”Kimseye bir şey olmadı değil mi?” diye sordum. Yangına anında müdahale edilmesi bir faciayı daha önlemişti. Ancak dumandan etkilenen 15 kişinin hastaneye kaldığını da öğrendim. Sonuçta bir yangın faciası daha ucuz atlatılmıştı. Gazetede bunları konuşurken Haber Koordinatörü arkadaşımız Özge Zaim öğle saatlerinde bir mesaj attı. Bağlar Caddesi’nde bir otel yangını olduğunu kendisinin oraya geçtiğini yazıyordu. Allah’tan ayrıntılarını haberlerimizde okuyabileceğiniz otel yangını baca yangını şeklinde başlamış ve Eskişehir itfaiyesinin yerinde müdahale etmesiyle birlikte kontrol altına alınıp söndürülmüş.

Aynı günde iki otel yangını haberi almak bana o kadar çok şey düşündürttü ki… Bu arada geçtiğimiz günlerde Eskişehir’deki otellerde bayram tatili boyunca doluluk oranını sormak için muhabirimiz İlksen Akkan bir yetkiliyi aramıştı ve bu arada Eskişehir’deki otellerin denetimlerinin sıklaştırıldığını öğrenmiş ve bu konuyu haberleştirmişti.

Aslında bu yangınlardan ülke olarak, kurumlar olarak çok ciddi dersler çıkarmalıyız. Doğrusunu isterseniz insan hayatını ilgilendiren her konu ciddiye alınmalı ve gerekli tedbirler alınırken, denetimler yapılırken asla taviz verilmemelidir. Artık ihmallere dayanacak, ihmallerden doğacak acılara katlanacak halimiz kalmadı.
Denetimler sırasında özellikle hayati konularda, “idare ediver, hamili kart yakınımdır” mantığını bir tarafa bırakmalıyız. Çünkü canlarımız çok kıymetlidir. Özellikle Eskişehir’de bu konuda toplumu bilinçlendirmeliyiz. Bu tür acıları yaşamamak için herkesin görevini hakkıyla yapması olmazsa olmazlarımızdandır. Örneğin yapı denetimleri tepeden tırnağa sağlıklı yapılmalı geleceğimizi bugünden karartmamalıyız.

Denetim deyince ülkemizin deprem kuşağında olduğunun farkında olmalıyız. Bu konuda da hızlı adımlar atılmalı, insanları betondan tabutlara mecbur etmemeliyiz. Özetle diyorum ki insanlarımızın hayatını ilgilendiren trafikten, otel denetimlerine, konutlarımıza kadar her alanda kendimizi yeniden çek etmeliyiz. Çünkü kim ne derse desin bu ülkenin insanları değerlidir, çocukları kıymetlidir. Kimse de üç kuruşluk menfaati için uygulanan denetimlerden rahatsız duymamalı, belirtilen eksikleri hızla gidermelidir. Allah ülkemizi, milletimizi, sevdiklerimizi ve özellikle de çocuklarımızı her türlü felaketten korusun. Ayrıca küçük çıkarları uğruna insanların canını hiçe sayanlara da akıl fikir versin…