Hani dar ve sabit gelirli kesimlere çok zam yapılmamasının gerekçesini iktidarın etkin ve yetkin isimlerinden birisi Mustafa Elitaş katıldığı televizyon programında nasıl bir açıklama getirmişti hatırlıyor musunuz? Sayın Elitaş, “Diyelim ki 22 bin 100 lira veya 30 bin lira maaş alan bir kişiye 10 bin lira ilave zam yaptığınızda; bunun 3 bin lirasını harcayayım, 7 bin lirasıyla tasarruf edeyim demez. 10 bin lira veya daha fazla olsa onların tamamını, 15 bin lira da yapılsa eskiden kalmış eksik gördüğü ihtiyaçlarını bir an önce gidermenin yoluna gideceğinden dolayı mal-fiyat dengesini alt üst ederek ve enflasyona baskı unsuru ve refah seviyesini ilk anda bir mutluluk yaşarız ama ondan sonraki gelecek süreçlerde mutsuzluk yaşanır” diyordu.
Mart ayı enflasyon rakamları açıklandı. Hem emeklinin hem de ücretli çalışanların ellerine geçen para TÜİK’in açıkladığı rakamlara göre yüzde 2.46 daha eridi… TÜİK’in açıkladığı Mart ayı enflasyon verileri ile birlikte yılın ilk üç ayında asgari ücretli, emekli ve ücretli kesimin eline geçen para yüzde 9.02 daha değersizleşti. Hatta emekliler için uygun görülen yüzde 15.74’lük maaş artışının üçte ikilik kısmı çoktan gitti.
Bu arada emekliler için bayramlarda verilen ikramiye için yapılan Bin liralık artış da bayram öncesi yaşanan gelişmeler sebebiyle yasalaşamadığı için ödenemedi. Milyonlarca emekli geçmiş ikramiye miktarı üzerinden hesaplarına yatırılan 3 Bin lira ile yetinmek zorunda kaldı. Bin liralık fark ise bugünlerde hesaplara geçecekmiş. Galiba emekliler bayram öncesi bin liralık farkı almış olsalardı çoktan yerinde yeller eserdi. Bugünlerde hesaplara yatırılacak olan para “piyangodan çıkmış” gibi gelse de paranın alım gücünü düşününce insan bir kere daha düşünüyor. Peki, bu işlerin sonu nereye varacak derseniz, gerçekten ben anlamakta çok ama çok zorlanıyorum. Son gelişmelere bakacak olursak ekonominin toparlanması o kadar da kolay değil. Ekonomi yönetimi bu şartlarda yılsonu enflasyon hedefini nasıl tutturacak, alınan önlemler hangi kesimleri daha da zora sokacak hep birlikte göreceğiz. Ancak bütün yük yine ücretli kesimin sırtına binecek gibi görünüyor. Çünkü Elitaş’ın tabiri ile dar ve sabit gelirli kesimler “Ellerine geçen parayı ihtiyaçları için harcarlar, tasarruf etmeyi düşünmezler!” Onun için iyi ki(!) ikramiyenin hepsini birden ödememişler diyorum.. Ne dersiniz haksız mıyım?
Yahu gerçek şu ki dar ve sabit gelirli kesimler gerçekten çok zor durumda. Milyonlarca insanın elindeki yama asla bütçenin dibindeki deliği kapatmaya yetmiyor. Yani dar ve sabit gelirli kesimler ne kiraya, ne çarşı pazara, ne markete ne de insani ihtiyaçlara yetemiyorlar.
Özellikle emekliler gerçekten çok zor durumda… Hangi emekli ile konuşsam dert yanıyor… Bazı emekli dostlar ise çok net bir cümle kurmaktan çekinir hale gelmişler. Bir emekli dostum dedi ki; “Bu bayramda çoluk çocuk, torunlar kapıyı çalınca büyük bir mahcubiyet yaşadım. Torunlara 20 TL harçlık vermenin ne demek olduğunu siz düşünün. Her ne kadar çoluk çocuk ‘takma baba, bugünlerde gelir geçer. Biz senin bayramını kutlamaya geldik’ diye teselli etseler de, gerçek anlamda hem ben hem eşim çok rahatsız olduk.”
Sıkıntılar daha nasıl anlatılır ki? İnsanlar ne desin, insanları anlamak için biraz empati yapılabilse kimse “Onlar ellerine geçen parayla geçmişten gelen ihtiyaçlarına harcarlar, tasarruf etmezler” diye ütopik değerlendirmelerde bulunmaz.