Sabahın erken saatlerinde telefonum acı acı çaldı. Arayan yakın bir komşumdu.. Açtım telefonu “Mehmet ağabey bildiğin gibi değil sabahın köründe sanayide bankanın önünde bekliyorum. Dolandırıldık. Banka güvenlik görevlisi banka açılınca bizi içeri alacağını söyledi” deyince neye uğradığımı şaşırdım. Kendisine verecek cevap bulamadım. Sadece “geçmiş olsun ağabey” diyebildim. Sonra öğrendim ki cep telefonuna arayan sahtekarlar yine bilindik numaralar ile telefondan onay alarak 32 Bin TL civarında ünlü bir markanın mağazasından alışveriş yapmışlar. Komşum bankadaki yetkililere durumu aktardığını bankanın kendisine bir itiraz dilekçesini yazmasını söylediği ve kredi kartını kapattığını da anlattı. Yahu Adam zaten gariban bir emekli. Yapılan alışveriş onun nerede ise iki aylık maaşına denk geliyor… Ama şu teknoloji çıktı çıkalı elalemin adamları ürettikleri teknolojiyi bize satarken bizdeki sahtekarlar teknolojinin nimetlerinden garibanı dolandırmak için yararlanıyorlar.

Daha bir gün önce telefonuma Odunpazarı Belediyesinden şöyle bir mesaj gelmişti; “Belediyemizde görev yapan üst düzey yöneticilerin isimleri kullanılarak bazı kişi ve kurumlardan yardım ve bağış adı altında para talep edildiği hakkında bilgi almış bulunmaktayız. Dolandırıcı olduğu değerlendirilen bu kişilere itibar edilmemesi ve elde edilen bilgilerin emniyet birimleri ile paylaşılması rica olunur!”

Ben bu tür mesajların artık rutine bağlandığını düşündüm ilk etapta. Ama bu tür dolandırıcılık faaliyetlerinin her geçen gün arttığına tanıklık ediyoruz. Hemen her gün teknoloji dolandırıcılarının arttığını görüyor ve hissediyoruz. Kişisel verilerin korunması hakkında bir kanun olmasına rağmen insanların verilerine bu dolandırıcıların nasıl ve nereden ulaştıklarını emin olun kestirmek o kadar kolay değil. Ama siyasetçisinden anketçisine hemen herkesin telefonu hatta kişisel bilgileri elden ele geziyor. Sizin telefon numaranızı edinenler diğer bilgilerinize de ulaşabiliyor. Bazen öyle telefonlar alıyorsunuz ki sizin tabir yerinde ise karşınızdaki kişi şecerenize kadar her şeyi nerede ise sizden daha biliyor. Böyle olunca da sizi kolayca kandırıp aldatıyor ve dolandırıyorlar. Bu dolandırıcılar o kadar azdılar ki eski klasik yöntemlerin ötesinde her yeni güne yeni bir sahtekarlık numarası ile başlıyorlar..

Bu sahtekarlar kafa yordukları bu yöntemler ile vatandaşların banka hesaplarına ulaşmanın ötesinde, onların adına banka kredisi çekebiliyorlar, insanları tehdit edip onların elindeki nakdini, altınını, dövizini bile uzaktan kontrol ederek alabiliyorlar. Bu işin sonu nereye varacak derseniz, işte onu kimse bilmiyor.

Alınan polisiye önlemler bu tür ahlaksız ve alçak dolandırıcılığın önüne geçebilir mi? Çok emin değilim. Elin uşakları teknoloji üretip satarak para kazanırken, bizim sahtekarlar o teknolojilerin avantajlarından yararlanıp dolandırıcılık yapıyorlar. İşte o sebeple bilmediğimiz hakim olmadığımız bu teknolojilerin başımıza açtığı şu işler yüzünden  Elon Musk’a” çok ama çok kızıyorum. Ve diyorum ki , “Ülen Elon Musk senin işin gücün mü yok? Sen yapay zekayı, uzay teknolojisini, bilmem dijital platformları üretip üretip bizim başımıza bela ediyorsun!”

 Eskiden ne güzeldi değil mi? En ünlü dolandırıcımız bile en fazla “Galata saat kulesini bize satıp” elimizdeki avucumuzdaki paramızla yetiniyor ve kayıplara karışıyordu. Şimdi durum gerçekten vahim. Sizin hesaplarınızı boşaltıyorlar, adınıza hayali şirket kurup başınızı bin türlü sıkıntıya bile sokabiliyorlar. Vallahi bıktık, usandık şu dolandırıcılardan, yeter artık yeter! Bu işe bir çare, bir çözüm bulunmalı… Yoksa vatandaş zaten yarısını kaybettiği aklının diğer yarısını da yitirecek.