Siyaset vaktimin büyük bölümünü aldı

Sayın Pınar Turhanoğlu Gücüyener, öncelikle kendinizden bahseder misiniz? Aday adaylığı ile ilgili nasıl karar verdiniz bu süreçte beklentileriniz nedir?

Bu soru sorulduğu zaman bir kimseyi neler tanıtır ya da siz nasıl tanınırsınız, insan gerçekten durup düşünüyor. Doğduğunuz yerden başlıyorsunuz. Eskişehir’de doğdum diye, yaşınızı söylüyorsunuz. Ben bazı programlarda İnanç’ın annesiyim dedim. İzlediği zaman çok sevindi ve söylemediğim zaman bu sefer morali bozulur oldu. O yüzden bir cümle ile başlayacaksam eğer İnanç’ın annesiyim diye başlıyorum. 23 yaşından beri AK Parti’de siyaset yapıyorum. İl yönetim kurulu üyesi olarak başlamıştım. Seçim işleri başkanlığı yaptım, siyasi hukuki işlerden sorumlu il başkan yardımcılığı yaptım. Yine yerel yönetimlerden sorumlu il başkan yardımcılığı yaptım. Büyükşehir ve Odunpazarı Belediyesi belediye meclis üyeliği yaptım. Plan bütçe komisyonu üyeliği yaptım, hukuk komisyonu başkanlığı yaptım. Yine AK Parti’nin disiplin kurulunda yer aldım. Siyasi geçmişe baktığınız zaman gerçekten vaktimin büyük bir bölümünü alan bir siyasi geçmişim oldu. Avukatım. Yüksek lisansımı Anayasa Hukuku üzerine yaptım. Yine felsefe ve işletmede de lisans derecelerim var. Eskişehir’de biliyorsunuz herkes okumayı çok seviyor. Biz bir şekilde bitiremiyoruz. Açıköğretim fakültelerinden de devam ediyoruz. Hatta en son iletişim tasarımına da yazıldım. Eskişehir’de gerçekten hayat boyu öğrenme var, bitmiyor.

Hayatımıza dokunan belediyecilik

Siz Tepebaşı’nda ikamet ediyorsunuz, şehri de gözlemliyorsunuz. Eskişehir’de ne değişmeli, Tepebaşı’nın öncelikleri size göre nedir?

Bize ortada ne varsa belediyecilik anlamında, tamam bu güzel, bak bunu iyi yapmışlar, fena değil dediğimiz şeyler olsa da yetmiyor. Daha fazlasını istiyoruz. Uzun zamandır aynı kalan, uzun zamandır değişmeyen, uzun zamandır eleştirilmeyen hatta eleştiriye dahi gelemeyen, yaptığı yanlışların üzerinde durmayan ve bizi dinlemeyen bir belediyecilik anlayışı var. Bu sadece Tepebaşı’nda değil, Eskişehir’in genelinde geçerli olan bir anlayış. Bizi dinlemiyorlar. Ben bizim önceliklerimize, şehirde yaşayanların önceliklerine yer verildiğini düşünmüyorum ve Tepebaşı’nda yaşayan vatandaşlar da böyle düşünüyor. Aslında benim özelimde değil. Tepebaşı’nda yaşayanlar olarak hepimiz aynı şeyi düşünüyoruz. Daha farklı olabilir, ailelerin daha fazla vakit geçirebileceği yerler arttırılabilir. Mahalli kültürümüz daha fazla yaşatılabilir. Yine özellikle seçimlere baktığınızda, bütçenin ayrıldığı yerlere baktığınızda şehrimizde yatırım yerine biraz daha reklamını yapalım önceliği var. Bunu en ufak bir tercihte dahi görüyorsunuz. Özellikle ben bunun değişmesi gerektiğini düşünüyorum. Aslında herkeste benzer şeyler düşünüyor. Pahalı konut, pahalı ulaşım, bizim gündelik hayatımıza dokunmayan bir belediyecilik anlayışı. Öncelikle bunların değişmesi gerektiğini ve bizim hayatımızı kolaylaştırması gereken bir belediyecilik anlayışı bekliyoruz.

Önce anlayışın değişmesi gerekiyor

Aslında herkes ne yapılması gerektiğini biliyor. Yeşil alanı imara açmamak için çok özel projeler geliştirmeye gerek yok. Ya da biz uydu göndermiyoruz. Çok iyi bir planlama yapalım ne yapsak nasıl çözsek diye. Elinizde yeşil alan var. Bunu bütçelendirmiyorsunuz. Buraya çocuklarımızın oynaması için, bizim vakit geçirmemiz için bir park yapmıyorsunuz. Burayı gidiyorsunuz ticarete, imara açıyorsunuz. Trafik keşmekeşi bundan doğuyor. Benzer şekilde otopark ihtiyacımızla ilgili kimsenin bir şey düşündüğü yok. Bugün sabah biri söyledi çöplerden şikâyetçiyiz ne yapmaları gerekiyor? Toplamaları gerekiyor. Çokta bulunmaz, bilinmez bir şey değil aslında. Çöplerin toplanması, yolların düzeltilmesi, şehrin artık bizim daha kolay, gündelik hayatımızı kolaylaştıran, bir günümüzü daha iyi geçirten, daha moralli geçirten bir hale gelmesi gerekiyor. Ben önce anlayışın değişeceğini düşünüyorum. Çünkü ne mevcutta görevli olanların ne da baktığınızda tartışan insanların; bunu nasıl yapılacak acaba biz bunu bilmiyoruz, baksan ne olacak, altyapı nasıl yapılır acaba bir yere biz hiç görmedik. Böyle bir şey yok. Sadece yapmıyorlar. Bunu öncelemiyorlar ve bunu yapmıyorlar. O nedenle önce anlayış değişecek diyorum ben. En önemli projemiz ailelerin beraber vakit geçireceği yerler olacak. Aileyi korumak olacak. Mahalli kültürümüzü, bizim birbirimize sahip çıkma kültürümüzü yaşatmak olacak.

Kadınların sorumluğu daha fazla

Sayın Gücüyener son olarak Tepebaşı Bölgesi'nde oturan vatandaşlarımıza ne mesaj vermek istersiniz?

Bende Tepebaşı’nda oturuyorum. Aslında kendi beklentilerimizin herkes tarafından paylaşıldığını düşünüyorum. Bu beklentilerin karşılanması için de bizim daha fazla karar verme mekanizmalarına dâhil olmamız gerekiyor. Bizim daha fazla farkındalık yaratmamız gerekiyor, eksikleri söylememiz gerekiyor, bir problem olduğu zaman bunu dile getirmemiz gerekiyor. Beklentilerimizi dile getirdikçe biz bunun karşılığını hem yerel yönetimlerden hem farklı karar mekanizmalarından alabiliriz diye düşünüyorum. Hemcinslerime söylemek istediğim bir şey var; Özellikle kadınların hayata daha fazla katılmasını arzu ediyorum ben. Bizim sorumluluklarımız daha fazla. Bazen bu sorumluluklar nedeniyle sivil toplum kuruluşlarında ya da siyasette daha az yer alabiliyoruz ya da iş hayatında daha az yer alabiliyoruz. Birbirimize destek olarak bu sorumlulukları paylaşabiliriz. Üstesinden gelebiliriz ve hayata daha fazla katkıda bulunabiliriz, katılabiliriz diye düşünüyorum.

2Eylül Haber

Kaynak: 2Eylül Haber