Eskişehir Doğa ve Yaşam Platformu adına konuşan Filiz Fatma Özkoç yapılacak olan maden çalışmasının büyüklüğünün Eskişehir’in 9 mahallesinden büyük olduğunu aktararak, “Bu maden projesinin düşünüldüğü bölge Eskişehir’e sadece 20 km uzaklıkta. Üretken, doğasıyla öne çıkan, mikroklima özelliği olan çok özel bir yer. Projenin büyüklüğü çok dikkat çekici: Madenin ruhsat alanı 18.4 km². Bu, Eskişehir’deki 9 mahallenin toplam yüz ölçümüne denk. Liç alanı 1.12 km². Bu da Gökmeydan Mahallesi kadar bir alan. Ocak alanı ise 1 km², yani Vişnelik Mahallesi büyüklüğünde. Açılacak ocağın derinliği 480 metre, yani yaklaşık 160 katlı bir apartman kadar” dedi. Sarıcakaya alanının ülke genelinde önemli bir üretim alanı olduğunu belirten Özkoç, “Alpagut-Atalan’daki ÇED dosyası yenilendi. Yakında İDK toplantısı yapılacak. Sarıcakaya’daki proje iptal edilmişti ama şirketin tekrar başvuracağı söyleniyor. Yani kısacası bu tehlike henüz geçmiş değil” ifadelerini kullandı.
“Sakarya Havzası tehdit altında”
Eskişehir TEMA Vakfı Kıdemli Savunuculuk Koordinatörü Onur Küçük projenin, Eskişehir’in Mihalgazi ve Tepebaşı ilçelerini kapsayan bir bölgesinde gerçekleştirileceği belirtilirken, proje alanının büyüklüğü de vurgulandı. Küçük, projenin 1800 hektarlık bir alanda yer aldığını ve bu alanın yaklaşık 2500 futbol sahasına denk geldiğini belirtti. Projede, yılda 12 milyon ton kayaç çıkarılmasının planlandığı, 10 yıl boyunca ise toplamda 120 milyon ton kayaç çıkarılacağı açıklandı. Çıkartılan kayaçlardan 6 milyon tonunun pasa olduğu, diğer 6 milyon tonunun ise cevher olarak tanımlandığı ve bu cevherlerin, açık alanda siyanürlü su ile işleneceği aktardı. Küçük, projenin en büyük tehlikelerinden birinin su kaynakları üzerindeki etkisi olduğunu belirtti. Bu durumun, bölgenin su kaynakları üzerinde büyük bir tehdit oluşturduğunu belirten Küçük, “Şirket net bilgi vermiyor. İstersem Sakarya Nehri’nden alırım, istersem kuyulardan, istersem Tarımsal Sulama Yönetimi’nden diyor. Ancak ne kadarını nereden alacağını söylemiyor. Bu da Sakarya Nehri'ni ve yeraltı sularını ciddi şekilde tehdit ediyor. Şirket tesisi ilk kurduğunda günlük 250 bin metreküp su çekeceğini söylüyor. Ama bunu ne kadar süreyle yapacağını belirtmiyor. Bu bir yıl sürerse yaklaşık 90-95 milyon tonluk bir su tüketimi anlamına gelir” dedi. Bu projenin temellerinin çok önceden atıldığını aktaran Küçük, “2017 yılına uzanan bir geçmişi var bu projenin. Aynı şirket, 2017’de bu sahada 350 noktada sondaj yapmak için ÇED süreci başlatmış ve "ÇED gerekli değildir" kararı almış. 3 farklı odak noktası vardı. Bunlardan biri, şu anki projenin açık ocak alanı. Şirket, 80 milyon tonluk rezervi çıkaracağını söylüyor ama "muhtemel 200 milyon tonluk rezerv de olabilir" diyor. Bu da projenin zamanla büyüyebileceği anlamına geliyor. Şu anda ÇED raporunda sadece belli bir alan ele alınıyor, bu da ciddi bir eksiklik” ifadelerini kullandı.
“Sadece Eskişehir’e değil dünyaya sesleniyoruz”
Toplantıda konuşan TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi Başkanı Selma Güder, “Türkiye’de 25 tane hidrolojik havza var. Onlardan bir tanesi burası. Olayı global düşünüyoruz Eskişehir’e de aktardığımızda dünya arasında Eskişehir önemli bir nokta. Bizim mücadelemiz bunun için. Burada biz bahsettiğimiz Alpagut-Atalan değil buradaki bu proje çok ciddi bir proje. Tarımsal anlamda ülkemizde 3 tane mikroklima özelliği gösteren yerden biri. Yaz aylarında yaklaşık 10-20 tır buradan Ankara ve İstanbul Bayrampaşa gibi hallere ürün gidiyor. Toprak teknolojik olarak üretilen bir varlık değil geri dönüşü yok” dedi.