1-Şikayetimiz var!

Hizmet yok ücret var!

Eskişehir Orman Fidanlığı, doğayla buluşmak isteyen vatandaşların uğrak noktası. Ancak girişlerin paralı olması ve buna rağmen içeride hiçbir hizmetin sunulmaması büyük tepki çekiyor. Yaya girişinden araç girişine kadar değişen fiyatlar alınırken, içeride sunulan hizmetlerin yetersizliği gerçekten can sıkıcı. Öncelikle, bu kadar yüksek giriş ücretine rağmen temel ihtiyaçların karşılanmaması büyük bir sorun. Tuvaletlerde sabun yok, elektrik yok, hijyen yok! Piknik yapmaya giden aileler, bu eksiklikler karşısında büyük hayal kırıklığı yaşıyor. Orman Fidanlığı gibi bir alanda temizliğin ve hijyenin bu kadar göz ardı edilmesi kabul edilemez. Piknik alanında herhangi bir bakım çalışması yapılmadığı gibi, ziyaretçilere sağlanan olanaklar da oldukça sınırlı. Girişte alınan ücretler nereye harcanıyor merak ediyoruz. Bu paralarla en azından tuvaletlerde sabun ve elektrik sağlanması gerekmez mi? Buradan yetkililere sesleniyoruz: Giriş ücretlerini almakta bu kadar titizseniz, içeride sunulan hizmetlerin kalitesine de aynı özeni gösterin! Vatandaşlardan para toplarken sağlıklı ve temiz bir ortam sunmak en temel görevdir. Eskişehir halkı olarak doğayla buluşmaya geldiğimiz bu alanda mağdur edilmek istemiyoruz. 

Sevgi Yıldırım

83Fcb548 6902 45A0 8046 Ab3A15F2A5D9

91C099E9 2B3F 46D5 810C 5Fcdc8Df0712

2-BİR DEMLİK MUHABBET

Hayat! Emek isteyen, emek olmadan var olmayan, var etmeyen hayat. Yaratıcı benliğimizin sınırlarını zorlayan, bu zorlamanın sonucunda ortaya çıkan, lezzetine doyamadığımız renklerin, melodilerin ve bizi biz yapan, birinin diğerine hiç benzemediği o güzelim insanların çizdiği muhteşem tablo.

Benim ömrümün en güzel sanat eseri. Geniş ailemle, köklerimizin derinleştiği inci tanem Erdek'imde buluştuk bu Ramazan Bayramı'nda. Güneş de açsa, yağmur da yağsa fark etmez. Metrelerce uzanan sofralar, zeytin ağaçlarının altında yine kurulur, mangallar yakılır. Semaver çayının eşliğinde derinleşen sohbetler geceyi gündüze bağlar. Arife günü, ailemizin ayakkabıcısı, takunyacılar sokağının en köklü ayakkabıcısı Elit Kunduradan tüm çocukların kendi elleriyle seçtikleri gece boyu evin içinde dolaştıkları, bayram gününün hayalini kurduğu en şık ayakkabılar alınır. Yatağın başucuna konulur ki, gözümüzü bayram sevinciyle açalım. Güneşim, Mercanım, Denizim ve kuzenleri küçük Bade de bu tatlı heyecanı coşkuyla deneyimlediler.

Sabah ilk işimiz Bayram namazının ardından canım Babamla Kabristanda bayramlaşmak oldu. Evinin balkonunda annoşumla kahvesini yudumlarken keyifle seyrettiği pembe sardunyayı ona hediye olarak götürüp mezarına ektik.

Sırayla tüm aile büyüklerinin kabirlerini ziyaret edip bayramlaştık. Allah'ıma şükrettik. Bu fedakâr, çalışkan, onurlu insanları bizim babamız, dedemiz, büyük annemiz yaptığı için şükrettik. Teşekkür ettik. Ardından sevgiyi ertelemeden hayatta olan sevdiklerimizle bayramlaştık. Ne kadar çok özlemişiz birbirimizi. Birbirimizde bıraktığımız ayak izlerinden ilermeyi, yeni izler yaratmayı. Sabahlara kadar süren kız gecelerini. Evet bizde böyle. Takım elbiseyle başlayan Bayram ziyaretleri mutlaka pijama partisine bağlanır. Ateşi sönmeyen Ocak’ta çay değil seygi demlenir. Ramazan Bayramınızı kutluyor kalbi saygı ve sevgilerimi sunuyorum.

Dilek Özfidan

C249C350 Ca38 4131 807E 214D4424624D

76794E7D 143A 435D Abdb 81Faa58C004F

3-ANNELER ÖLMEZ..

Kimin yolu düşmez ki, şu hayatta, ya yaşarken uğrarsın zaman, zaman ya da birgün yaşamadığın anda, temelli kalmak için gelirsin son kez.

Bugünde bir arkadaşım için gelmiştim, o da artık temelli gelmişti. Mezargahına. Selvi ağaçlarının altında ,beyaz taşlarla döşeli ,sessiz ama bir o kadar kalabalıktı burası. Bebekler, çocuklar, gençler ve yaşlılar hepsi bir arada, yan yana toprağı kucaklamışlardı. Üzgündüm, kim üzülmez ki, yürüyenlerde, kalabalıktı, son görev için bir araya gelmişti çok insan. Bu bir vefa, bir duaydı. Acının paylaşılmasıydı. Ama insanız ya, çabuk unuturuz acıyı da. Çoğu kendi arasında, çoktan sohbete başlamıştı bile. Kuşlar, selvi ağaçlarında, bir ağaçtan, bir ağaca konup cıvıltarken, ateş düştüğü yeri yakıyordu. En önde ağlamaktan ,yorgun düşen, acıları dağlara vurup vurup yankı yapan, sessiz çığlıklarda, sevenleri vardı. Hem başsağlığı dileklerini alıyor, hem de acılarını içlerine saklıyorlardı. O arada gözüm,bir selvi ağacının dibinde, sessizce ağlayan, bir yandan da kalabalığa bakan bir genci gördüm. Gözleri kan dolmuştu adeta. Bir bebeğin anne karnındaki, cenin pozisyonunda gibi büzülmüş ,öylece sessiz sükutsuzdu. O da, acı içinde, çığlıklar atıyordu, ancak kendisinden başka hiç kimsenin duymadığı o çığlıklarla baş etmeye çalıştığını görebiliyordum. İçim burkuldu ,annesi ne çok severdi kim bilir. Yavaşça yanına doğru yürüdüm. Konuşmak hiç bu kadar zor gelmemişti, önce yutkundum. Başın sağ olsun.... Mekânı cennet olsun... Sustum. Sustu. Sonra hıçkırığının onu boğarcasına, sesinin titrek fırtınasında, o bir melekti, o benim canım annemdi dedi sessizce, ağlayarak. Annem, annem canım annem. Gözyaşları sel olmuştu sanki. Bağırmak istiyordu, belkide oracıktan hemen kaçıp, dağlara doğru haykırmak istiyordu. Annem, annem canım annem, melek annem. Ne diyeceğimi bilmeden, sessizce dokundum omuzuna, ne denirdiki, bu kadar çığlığın içinde, gözyaşlarında kaybolmuş böylesi acı günde. Sabır dedim, sabır, o ister miydi, seni bırakmak. Takdir ilahi, böyle emretmiş.. Kim bana günaydın diyecek şimdi, uyanınca. Kim bana nasılsın yavrum diyecek? Hıçkıra hıçkıra ağlıyordu, dayanmak çok zordu böyle durumlarda. Teselli olması için zaman lazımdı. Zaman ona, yaşadığı acıyı birazcık unutturacaktı zamanla biliyordum ama annesinin özlemi hep acıtacaktı canını.

Kolay mıydı, değildi, ama insan ölmek için gelmişti yaşama, artık bu dünyadaki vazifesi bitmişti. O bir anneydi. "Cennet anaların ayağındadır" der peygamberimiz. Onun bu dünyada ne çok vazifesi vardı, kim bilir ne kadar yoruldu, âmâ hiç çok yoruldum der miydi analar, demezdi. Anaları anlatmaya kelime yetmezdi. Genç, sessizce konuştu, beni tamamlar gibi,

Erkenden kalkardı, günaydın yavrum derdi. Annem. Bütün gün ev işleriyle, nasılda yorardı kendini hep koştururdu hep yorgundu. Ya bulaşık, ya yemek, ya süpürge akşam olunca çok şükür bugünde doyduk derdi. Birde, güneşli günleri severdi annem, baharı çok severdi, çicekleri, doğayı, çok severdi. Doluydu içi gencin sürekli annem diyerek, ağladı, ağladı

Biliyordum o günlerce, aylarca, belki de yıllarca anacığını çok özleyecekti. Yutkundum o da yutkundu. Sonra birazcık ferahlık vermek için, dedim, annen senin yüreğinde oradan asla bir yere gitmez. O oradan görecek seni artık, oradan dinleyecek, gülecek seninle. Üzülme annem, kalbimdesin, ağlamayacağım annem, o şimdi ben ağlamazsam mutlu mu olacak. Evet dedim, toprağı kapatılan arkadaşıma son kez bakarak. Hoşcakal arkadaşım. Allahıma emanetsin artık.

Biz senden razıydık, Allah da senden razı olsun dedim. Allah rahmet eylesin. Nur içinde uyu. Genç ayağa kalktı, eline verilen küreği, toprağa sürerken, titriyordu. Seni çok seviyorum annem, annem kalbimdesin, dinlen annem. Dinle kalbimde sevgini.

Yurdanur İŞLEYEN

Eskişehir'de tramvaylarda bilet kontrolünü otizmli bireyler yaptı Eskişehir'de tramvaylarda bilet kontrolünü otizmli bireyler yaptı

45A4469C 0963 431B A5Ad 602718Df6Fa3

4- Esnaf Odaları’ndan protokolü bir araya getiren son iftar

Eskişehir Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği tarafından düzenlenen son iftar etkinliği şehrin yöneticilerini de bir araya getirdi.

Eskişehir Esnaf ve Sanatkar Odaları Birliği tarafından düzenlenen mevlit ve iftar Eskişehir Şoförler ve Otomobilciler Odası Düğün Salonu’nda büyük bir katılımla gerçekleşti. Şehrin başta Vali Hüseyin Aksoy olmak üzere ileri gelenlerini de buluşturan iftar öncesi ebediyete irtihal etmiş esnaf ve sanatkarlar için de mevlit okutuldu. Başkan Ekrem Birsen ve Birlik yöneticilerin ev sahipliğinde gerçekleşen iftar yemeğine Vali Hüseyin Aksoy, AK Parti Eskişehir Milletvekilleri Fatih Dönmez, Nebi Hatipoğlu, AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Eskişehir Ticaret Odası Başkanı Metin Güler, Eskişehir Sanayi Odası Başkanı Celalettin Kesikbaş, Eskişehir Organize Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Nadir Küpeli, sivil toplum örgütlerinin yöneticileri ve siyasi partilerin temsilcilerinin yanı sıra çok sayıda esnaf ve sanatkar ile davetliler katıldı.

603F7050 C58F 4E0F 8E96 E0B4Fba0490E

893D915D 9Cb0 4C4E A2Ef 094817D13A1D

5-Kampüs Haberleri!

Anadolu Üniversitesi “Öğrenci Yemek Bursu” ile 800 öğrencisinin daha yanında

Anadolu Üniversitesi, “Öğrenci Yemek Bursu” desteğiyle öğrencilerinin yanında olmaya devam ediyor.

2024-2025 Akademik Yılı Güz Dönemi'nde 867 öğrencinin faydalandığı yemek bursundan, Bahar Dönemi'nde ise 832 öğrenci yararlandı. Toplamda 1.830 öğrencinin destek aldığı yemek bursu sayesinde öğrenciler, üniversitenin sağladığı bu kolaylıkla sağlıklı beslenme imkânı buluyor.

Rektör Adıgüzel: “Yemek bursları sayesinde sağlıklı ve dengeli beslenen öğrencilerimizin akademik başarıları da artıyor”

Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, öğrencilere sağlanan yemek bursu hakkında şunları söyledi: “Her geçen yıl daha çok öğrenciye ulaşabildiğimiz yemek burslarında bu sene de iki bine yakın öğrencinin yanında olduk. Yemek bursları sayesinde sağlıklı ve dengeli beslenen öğrencilerimizin akademik başarıları da artıyor. Birçok öğrenci için büyük bir rahatlama sağlayan bu uygulama, eğitimde fırsat eşitliği açısından da önemli bir adım. Hedefimiz, tüm ihtiyaç sahibi öğrencilerimize yemek bursu desteği sağlamak.”

4133B793 B582 47B3 9B67 Cee44Be4Eeb9

Kaynak: İlksen AKKAN