5 Nisan Avukatlar Günü nedeniyle açıklamalarda bulunan AHPADİ Derneği Başkanı Mehmet Ektaş mesleğini yapmaya çalışan yüzlerce avukatın yaşadığı zorluklara değindi. Ektaş Avukatlar Günü’nün bir kutlama günü olmaktan çıkıp farkındalık günü olduğunu belirterek, “Her ne kadar Avukatlar Günü, mesleği icra eden, yurttaşların haklarını savunan avukatların sevinç ve coşkuyla kutladığı, adil bir düzenin gerçekleşmesine sağladıkları katkıların konuşulacağı bir kutlama günü olması gerekse de, ülkemizin içinde bulunduğu koşullarda uzun yıllardan beri bir kutlama günü olmaktan çıkmış; bir farkındalık günü, avukatların mesleki özlük sorunlarının, Türk yargı sistemindeki aksaklıkların ve ülkemizdeki adaletsizliklerin konuşulduğu bir gün hâline dönüşmüştür. Avukatlar Günü’nün kutlanış biçimi dahi, ülkemizde hukukun ne kadar geri plana itildiğinin, hukuk alanına getirilen eleştirilerin ne kadar haklı olduğunun bir göstergesidir. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun birinci maddesinde, her ne kadar avukatlık mesleği yargının kurucu unsurlarından biri olarak tanımlanmış olsa da, fiili durum farklıdır. Hakim ve savcılar yargının kurucu unsurları içinde etkin bir şekilde öne çıkarken, avukatlık mesleği bu tanımın gerektirdiği konumda değildir. Ne yazık ki avukatlar, yargının kurucu unsuru değil, sadece göstermelik bir obje olarak görülmektedir” dedi. 

MÜCADELE ANCAK BÖYLE KAZANILIR

Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekiminden EMŞAV'a ziyaret Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekiminden EMŞAV'a ziyaret

Avukatların tüm yargı süreçlerinde gerçek bir kurucu unsur olması gerektiğini vurgulayan Ektaş şunları söyledi; “Bugün avukatlık mesleğinin özlük ve mali haklarından önce konuşulması gereken konu, mesleğin etkili bir şekilde icra edilemez hâle gelmesidir. Ülkemizde birçok yargılama, televizyon ekranlarında, sosyal medyada, hukukçu kimliği olmayan yorumcular ve fenomenler tarafından yapılmakta; siyasetçilerin söylemleriyle şekillenmektedir. Yargılamalar esnasında avukatların sunduğu yazılı beyanlar, deliller dikkate alınmamakta, tartışma ilkesine aykırı davranılmakta; yargılamalar neredeyse yalnızca bilirkişi raporlarına dayanmaktadır. Tüm bu sorunların ortadan kaldırılması, Türk hukuk sisteminin iyileştirilmesi ancak avukatların savunma hakkının kurucu unsuru olarak etkili şekilde görev yapmalarıyla mümkündür. Halkçılık esasına göre yönetilen bir ülkede, hukukun üstünlüğü düzeni diğer tüm yönetim biçimlerinden daha fazla önem arz eder. Bu nedenle avukatların tüm yargı süreçlerinde gerçek bir kurucu unsur olmaları, bunun da ötesinde adil bir hukuk sisteminin oluşturulması, uygulanması ve denetlenmesi için yargının her kademesinde özellikle Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nda, adalet komisyonlarında etkin temsili sağlanmalıdır. Barolar ve avukatlar da mesleki ve ekonomik haklarından önce, bu temel yapının gerçekleşmesi için mücadele etmeli, bu yönde çaba göstermelidir. Mücadele ancak böyle kazanılır. Bu mücadelenin hedeflediği “tam bağımsızlık” kavramının adil bir yargı sistemini kapsaması doğaldır. Bu nedenle, “Her bağımsız devletin vazgeçilmez bir hakkı olan adaletin dağıtım vazifesine kimseyi karıştıramayız” diyen Ulu Önder Atatürk’ün bu sözü, içinde yaşadığımız bu günlerde mutlaka yeniden hatırlanmalıdır. Evet, adaletin dağıtım vazifesine kimseyi karıştırmamalıyız. Bu uğurda adaleti tesis etmek, adaletin bağımsız ve tarafsızlığını sağlamak için mücadele eden tüm avukat meslektaşlarımın Avukatlar Günü’nü bir kez daha kutluyor, kamuoyunu saygıyla selamlıyorum.”
 

Muhabir: Esra KAHYA